21 Aralık 2012 Cuma

Efsaneler!

Gelmiş geçmiş en iyi oyuncu deseler cevabım Messi olmayacak! Zidane diye bir adam vardı hanımlar beyler.. Pekii senin için en iyi forvet kimdi deseler cevap beyaz tshirtlü şişko eleman olurdu! Gerçek Ronaldo! Nam-ı diğer Fenomeno.. Peki senin efsanen kim deselerdi cevap Doktor olurdu! Futbol doktoru: Alex De Souza!.. Zico'yu da unutmamak lazım tabii. Hani öyle bir sempatim olmasa da Şampiyonlar Liginde yaşattıkları hiç bir zaman unutulmayacak...

20 Aralık 2012 Perşembe

Şampiyonlar Ligi Eşleşmeleri

En şanlı kurayı bizde Galatasaray, Almanlarda Schalke çekti gibi duruyor. GS taraftarları elbette  çok memnun ama diğer yandan S04 taraftarları da pek şikayetçi değil gibi durumdan. Bu iki takımın dışında Juventus en iyi kurayı çekmiş gibi  duruyor.

Kısaca turları kimin geçeceğini tahmin edelim. Sonra bakalım ne kadarını tutturabilecez.
GS-Schalke eşleşmesi için şu anda bir şey söylemek zor zira Alman takımı baya çalkantıda. Gruptan lider çıkmalarına karşın ligdeki kötü gidiş sebebiyle Stevens  kovuldu. Bu tur ortada bana göre. İlla bir tahmin yapacaksak GS diyelim... Bu arada devre arasında Huntelaar ve Holtby gibi takımın en önemli iki oyuncusu ayrılabilir. Bu maç için konuşmak anlamsız bekleyip görmek lazım.

Celtic-Juve eşleşmesinde Torino ekibi baya ağır basıyor. Gönlüm illaki Celtic'ten yana ama Juventus uzun bir aranın ardından avrupada çıkış arıyor ve bu turu geçen taraf olur.

Arsenal-Bayern eşleşmesi fazlasıyla canımı sıktı. Arsenal'e olan sempatimi bilen bilir. Bayern oldukça zor bir rakip oldu.. İki takımda pasa dayalı oyun sistemini tercih ediyor. Burada fark yaratan oyuncular kazananı belirler ve şu durumda Bayern'in bu yönde avanajı biraz fazla gibi. Ben yine de duygusal davranıp Arsenal turu alır diyeyim:/

Shakhtar-BVB eşleşmesi bu turun en güzel maçlarına sahne olabilir. Klopp'un sarı sayihla takımı gruplarda esti geçti. Lucescu'nun Shakhtar'ı da son şampiyon Chelsea'yi arkasında bırakıp şu maçta liderliği kaybetti. Enteresan eşleşmeler olacak sahada. Zor maçlar olsa da BVB turu geçer farkı yaratan oyuncu İlkay Gündoğan olur!

Milan-Barcelona maçlarında Milano ekibinin ismi var ama Barça'nın rakibi kim olursa olsun  korkan taraf oluyor. Milan'ın bu eşleşmede tek şansı Barça TD'ü Tito Vilanova'nın hastalığı.  Herşeye rağmen Katalan ekibi turu geçen taraf olur.

Real Madrid-Manchester United  bu turun en dev eşleşmesi diyebiliriz. Mourinho'nun takımı bu sezon ligde havluyu erken attı gibi gözüküyor. Tek hedef şampiyonlar ligini kazanmak ve bu yolda rakip kim olursa olsun sonuna kadar zorlayacaklardır. ManU ise bu sezon Van Persie'nin katılmasıyla farklı bir kimliğe büründü. Diğer maçlarda olduğu gibi taktik analize girmeden tahminimizi yapalım. ManU turu geçer!!

Valencia-PSG ilginç bir eşleşme oldu. iki takımda kimlik oturtma çabasında şu sıralar. Valencia yeniden güçlü bir takım olmak için uğraşıyor, PSG ise harcadığı paranın karşılığını henüz alabilmiş değil. O döneme kadar Paris ekibi kadrosunu oturtur ve bu turu rahat geçer!

Porto-Malaga turun son eşleşmesi. Malaga bu sezon iman kuvvetiyle oynuyor desek yeridir. Maddi sıkıntılar sebebiyle oldukça zor durumda olmalarına karşın oyuncular ŞL'de başarılı olup bu sorunu aşmaya çalıştı ve gruptan lider çıktılar. Bu direniş ne zamana kadar sürer bilmiyorum ama takımda kimyanın uyduğu bir gerçek. Devre arasında Isco'yu kaybetmezlerse Malaga'nın şansı var. Diğer tarafta son yıllarda buraların müdavimi Porto var. Oyuncular teknik adamlar değişti ama başarı hiç değişmedi. Sistem eksiksiz ve tıkır tıkır yürüyor. Tur bana göre ortada ve kazanmaya yakın olan taraf Porto! (Malaga dememek için kendimi zor tuttum.)

Turlara dair tahminlerimi yazdım. Sizde yorum kısmına tahminlerinizi yapın hepsini tutturuna güzel bir hediye verelim. 

17 Aralık 2012 Pazartesi

Twitter'da Derbi!

Malum son bir kaç yıldır twitterla maç seyretmek bağımlılık haline geldi. Maçın adı derbi olunca işler biraz daha alevlendi. Arık twitter istatistiklerimiz bile var...

Hakem Sadece Kartını Kullanmaz!


Geçen yıl Hollanda'nın en iyi hakemi seçilerek adını duyurmuştu Serdar Gözübüyük! Geçen haftaki Groningen-VVV Venlo maçında kendisine itiraz eden teknik direktöre öyle bir tepki veriyor ki bunun karşısında kimsenin söyleyecek sözü olmaz sanırım! 

ipucu: ''respect'' = ''saygı''

Galatasaray 2-1 Fenerbahçe | Ruhsuz Derbi

Son yılların açık ara en kötü derbisini kaybetti Fenerbahçe...

Son 10 yılda rakibine karşı kurduğu üstünlüğü yavaş yavaş kaybediyor. Zira daha önce oyun olarak çok kötü olsa da bir şekilde kazanıyordu maçları.

Maçın hemen başında beklenen senaryo sahada gibi gözüktü ama işler tam öyle değildi. Fenerbahçe oyunu kendi yarı sahasında kabul etmek istemedi ve sahaya öne göre yayıldı ama görüntü öyle göstermiyordu. GS top yapmaya çalışırken Fenerbahçe oyuncuların önünde kalıp ceza sahasına sokmamaya çalıştı. Bunu başarmalarına rağmen ''gölge markajı'' yapmak rakibe oyun üstünlüğünü verirken diğer yandan cesaretlendirdi! 

Bekir'in kendi kalesine attığı gol işlerin ev sahibi lehine gitmesini kolaylaştırdı ama GS öne geçmesinin hemen ardından kendisini geriye atarak bir anda işleri terse çevirdi. Topla çıkmayı bir türlü başaramayan Fenerbahçe bir anda rakip sahada çoğalmaya başladı. Sarı kırmızılı takım için savunma yapma fikri intihardı belki ama Semih'in Sow'u iyi marke etmesi, Gökhan'ın berbat bir oyun oynaması ile bu plan tuttu gibi gözüktü. Hasan Ali'nin Süper Lig kariyerinin ilk golünü atması maçın genel gidişatına fazlasıyla uydu. İki takımda ceza sahasına girmekte zorlanırken gol olursa böyle pozisyonlarda olacaktı ve de öyle oldu.

Skorun dengeye gelmesiyle Fenerbahçe top yapmaya başladı. İlk yarım saatte en çok dikkat çeken şey iki takımın kalecisinin de oyunu sürekli degajla başlatması oldu. Kimse risk almadı ve ribaundları toplamaya çalıştı. Yarının sonlarına doğru bunu daha iyi başaran sarı lacivertli takımdı ama oyunun 2. bölgede sıkışması sebebiyle bütün pozisyon girişimleri son pası yapamadan bitti.

Cristian'ın aptalca faulü sonrası baraj kurma esnasında geçen bir kaç dakkada iyice gerilen Volkan topu çıkarmalıyım içgüdüsüyle bir adım soluna atınca Selçuk'un üzerine attığı topu çıkaramaması maçın kaderini çizen etkenlerden oldu. 

İlk yarı biterken iki duran top ve bir uzaktan şu skoru belirlerken toplamda isabetli orta sayısı iki, kaleyi tutan şut sayısı da ondan fazla değildi. İki takımda rakibi ceza sahasına sokmama alanları kapatma taktiğini iyi uygulamış ama hatalardan gelen goller skoru değiştirmişti.

İkinci yarıda futbol adına pek bir şey yoktu sahada. Maç öncesinden ''maçın adamı olur'' dediğim Gökhan Gönül yokları oynarken karşısındaki Riera-Amrabat ikilisi oyunu sürekleyen isimler oldular. Sow, Semih'in markajında kalmaya devam ederken Raul Meireles sadece FB kariyerinin değil belki de tüm futbol hayatındaki en kötü maçını oynadı. Aykut Kocaman Cristian-Sezer değişikliğine giderken çıkan isim -gamsız ve kötü oyununa rağmen- Cris değil Raul olmalıydı. 

GS Umut-Yekta değişikliği ile orta alanı daha sağlama almak istedi ve bunu başardı belki ama Fenerbahçe bu değişiklikten sonra savunmada rahatladı. Krasic'in de oyuna girmesi ile baskı kurma çabası beceriksizlikten sonuç vermedi. Pili bitmeyen adam Kuyt'ın  şase yapması ile sahaya giren Stoch maç bitene kadar neredeyse top alamadı! Son yılların futbol anlamında en rezil maçı sona ererken Fenerbahçe adına sahada eh işte dedirtecek tek adam sezon başından beri eleştirilen Hasan Ali'ydi...

Fenerbahçe'de hata neydi?
Aykut Kocaman takım 2-1 gerideyken berabere gibi oynanmasına izin vererek hata yaptı. Ancak bunun önüne geçecek yapı sahada yoktu. Oyuncuların alayı vasata bile yaklaşamazken elden gelen pekte bir şey yoktu. Maç sonrası takımı Samandıra'ya desteklemeye gidenler yarın bütün futbolcuların sokağa rahat çıkmasını sağlayacak isimlerdir. Bugün sahaya yürek koyan oyuncu sayısı 2 desem yalan olur! Öte yandan madem kaleden pasla çıkmayıp uzun vuracaktın neden Semih kadroda değildi diye soralar adama? Senin son çeyrekte sahada yer alan iki hücumcu oyuncun Stoch ve Krasic'se sen uzun top atmazsın oyunu kanatlara yönlendirip topla kaleye gidersin. Sahadaki malzeme ile yapılmak istenen iş taban tabana zıttı!

Galatasaray'da Hata Neydi?
Bugüne kadar 442 ile başarıya giden takım bugün maçın belli bölümlerinde geriye yaslanarak hataların en büyüğünü yaptı ama Fenerbahçe'nin kaleye gidecek takatinin olmaması bunun gözden kaçmasını sağladı. Gökhan Gönül bu kadar kötüyken o kanadı işlemek için geç kalmaları da günün Terim adına hatalarından birisiydi ancak ikinci yarıda bunu fark ederek Amrabat'ı daha çok kullanıp hatadan döndü.

NOT: Son dakikalarda Elmander  hazırlanırken son anda bir baktık Emre Çolak oyuna giriyor! Bilmiyorum bana mı öyle geldi ama Burak-Elmander değişikliği yapılacakken son anda vazgeçildi! Zira bu değişiklik yapılsa sahada 7 yabancı olacak ve GS hükmen kaybedecekti! Belki de bana öyle geldi, belkide hatadan son anda dönüldü...

Fenerbahçe ilk kez Alex'i bu kadar aradı!
Özellikle ikinci yarıda oyunun sıkıştığı anlarda ve ilk yarıda son pasların hep savunmadan döndüğü dakikalar akla gelen ilk isim Alex'ti sanırım.. Kaptan sahada yer alsa tek pasla sorunu ortadan kaldırabilir Sow'u Semih'in markajından kurtarabilirdi. Arena'da 2-1 kazanılan maçta Ziegler'e attığı pasın benzeri bu maçın kaderini değiştirebilirdi.

Hakem skoru etkilemedi ama seyirciyi katletti!
Halis Özkahya bana göre memleketin en kötü hakemi! Bu maçta öyle ahım şahım büyük hatalar yapıp skoru etkilemedi belki ama düdüğü emzik gibi kullanıp dakka başı çaldığı düdüklerle zaten olmayan oyun temposunu daha da düşürdü! Özellikle frikiğin kullanılması esnasında ısrarla orayı düzeltmeye çalışmak yerine kullandırıp bozan oyuncuya sarı kart çekmeyi bir türlü akıl edemedi. En ufak müdahalelerde düdük çalıp oyunun önüne set çekenlerden birisi oldu. Meireles'e yapılan faulü vermedikten sonra yaptığı itirazdan ikinci sarı kartı çekemedi. Halbuki bir dakika önce Topal'a itirazdan sarıyı rahatlıkla çıkarmıştı. Raul hakemle oynamaya devam edince az önceki pozisyonu unutmadığı için faul olduğu bile tartışılacak hareket sonrası ikinci sarıyı çıkartarak hatayı telafi etmeye çalıştı. Özkahya bugün İngiltere'de bir maç yönetse maç sonunda sarı kart sayısı 20yi  bulurdu muhtemelen.. Bu adamla yürümez şimdiden söyleyim yarın başka takımları yaktığı zaman aklınızda bulunsun!

Sonuç
Berbat maçın galibi Galatasaray olurken Fenerbahçe'nin eksikleri biraz daha göz önüne serildi. Maç sonunda Aykut Kocaman Karabük maçından sonra transferi değerlendireceğiz dedi. Değerlendireceğiz demeye gerek yok bu takımın orta sahada ''fark yaratacak'' adama ihtiyacı gün gibi belli. Sezer Öztürk'e bel bağlamakla, Cristian'ın keyfini beklemekle olmaz bu iş o çok net belli.

Galatasaray için ise şans artık döndü gibi gözüküyor. Kadıköy'de mağlubiyet serisini kazanamasalar da durdurdular ve evinde de kazanmaya başladılar. Kadıköy'de ki maç rekabetin seyrini belirleyecek gibi. Lig daha uzun maraton ve bu iki takım sezon sonuna kadar işi götürecek gibi gözüküyor. Şimdiden sezon sonunu konuşmak anlamsız. Önce ocak ayını ve takımlara eklemeleri görmek lazım... 

GALATASARAY: 2 - FENERBAHÇE: 1
Stat: Türk Telekom Arena
Hakemler: Halis Özkahya, Ekrem Kan, Volkan Narinç
Galatasaray: Muslera, Eboue, Semih Kaya, Dany, Riera, Hamit Altıntop, Selçuk İnan, Melo, Amrabat (Dk. 90 3 Elmander), Umut Bulut (Dk. 65 Yekta Kurtuluş), Burak Yılmaz (Dk. 90 2 Emre Çolak)
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Gökhan Gönül, Bekir İrtegün, Yobo, Hasan Ali Kaldırım, Mehmet Topal, Meireles, Kuyt (Dk. 77 Stoch), Cristian (Dk. 65 Sezer Öztürk), Caner Erkin (Dk. 68 Krasic), Sow
Goller: Dk. 10 Bekir İrtegün (Kendi kalesine), Dk. 36 Selçuk İnan (Galatasaray), Dk. 23 Hasan Ali Kaldırım (Fenerbahçe)
Kırmızı kart: Dk. 82 Meireles (Fenerbahçe)
Sarı kartlar: Dk. 19 Dany, Dk. 78 Selçuk İnan (Galatasaray), Dk. 72 Sezer Öztürk, Dk. 79 Mehmet Topal (Fenerbahçe)

15 Aralık 2012 Cumartesi

Messi'nin Kramponları!

Yarınki Atletico Madrid maçında Messi bir hayranının tasarladığı ve üzerinde kendisinin ve oğlunun isminin yazdığı bu kramponlarla sahaya çıkacak. Barcelona'nın giyim sponsoru Nike'ı Messi'nin sponsoru olarak geçmek isteyen Adidas Messi&Thiago ikilisinden daha çok ekmek yiyecek gibi gözüküyor :)

MÖ

Mesut 2010 Dünya Kupasından sonra sadece kariyer sıçraması yapmadı, Bremen'den Madrid'e geçmesinin ardından imajında da baya baya değişiklikler oldu. Mesut'un ergen dönemlerindeki apaçi tarzını bilen bilir. Yerel deyimle tam bir Alamançıydı kendisi. Sonra her futbolcunun kariyerinin bir döneminde denediği uzun saç ve bandana denemesini yaptı! Ondan sıkılmış olacak ki saçları tekrar kısalttı ama bu sefer apaçi tarzına bürünmedi. Herif bildiğin giyinmeyi öğrendi yahu. Best Model yarışmalarına falan katılsa azımsanmayacak şansı var! :)

Derbi Öncesi #3 | 1996-2000 Reloaded

"Derbi bu tabii, tahminde bulunmak doğru olmaz. Havası farklıdır, favorisi olmaz." vs vs...

Pazar sabahı ülkenin futbol seven insanları televizyonları açacak, spor kanallarına gidecek ve bir dolu yorum dinleyecek. Fakat, şu yukarıdakileri illaki birileri kullanacak. Doğruyu söylememek için lafı 40 yerden çevirecekler. Ama burası TV veya radyo değil, lafı dolaştırmaya gerek yok...

Son yıllarda Galatasaray'ın kazandığı kaç tane derbi hatırlıyorsunuz? Bir, birden daha fazla? Haydi, örneklemi biraz daha küçük tutalım. TT Arena açıldıktan sonra sadece 1 kez galip gelebildi G.Saray. O maçın öncesini, ne şartlarda, nasıl bir fikstür yoğunluğuyla oynandığını da hatırlamak gerek. Mazeret değil fakat doğru; Fenerbahçe'nin yarışmaya çalıştığı şekilde başka hiç kimse şampiyonluk için yarışmadı. Yahu, tercümana bile tedbir kararı koydular. Adamcağız maç sırasında karakoldaydı. Bu ülkede futbol teröristleri bile maç sırasında olmaları gerektiği şekilde karakolda olmuyor, kimse de bunun peşine düşmüyor. 

Varsayalım ki, hakikaten  masallara inanıp  'şike' var dediniz. Fenerbahçe şikeyi tercümanıyla mı yapmıştı mesela? G.Saray'ın kazandığı 3-1'lik galibiyeti tercümana verilen tedbire bağlamıyorum, hayır. Öncesinde dönen küme mi düşürsek yoksa puan cezası mı versek? Puan cezasını şimdi mi versek, en kritik maçın öncesine mi bıraksak? Savcının '90'a taktığı gol' FIFA Puskas Ödülü'ne aday oldu mu, o kısmı kaçırdım da ben.

Türkiye'de çoğu teknik adam maç öncesi soyunma odasında taktik konuşmaz. Konuşmak isteyen, yetisi olabilenler ise ya o fırsatı bulamaz, ya da taktiği dinlemesi gereken futbolcuların çok başka sorunları vardır, ödenmeyen maaş çekleri gibi... Aykut Kocaman, maç sonrası teknik taktik konuşulacak maç değil derdi hatırlarsanız. Çünkü, soyunma odasında da oyuncuları manşetlerden, cacık yapılan, ruh çağrılan futbol programlarından, şimdi Galatasaray AŞ CEO'luğu yapan ancak o günlerde TFF YK üyesi olmayı fırsat bilip Cornu'yla Fenerbahçe'nin Avrupa'ya nasıl gidemeyeceği üzerine yüzde problemlerinden,  her gün medyanın 'rahatlıkla' sorabildiği 'şike' sorularından çıkarıp, futbola odaklayabilmek maharet isteyen bir konu. Kocaman'ın hakkını verelim. 

12 Mayıs'a gelelim. Fenerbahçe'nin sabırlı oyundan, baskılı oyuna geçtiği dakikalara yan hakemin hızlı el hareketleriyle Dia'nın temiz top çalmasına faul vermesi ve Cüneyt Çakır'ın çıkardığı kırmızı kart. Sonra çığrından çıkan bir maç ve kaybedilen bir final...

O günler geride kaldı. Şimdi psikolojik olarak daha denk bir maç mı bizleri bekliyor? Saf olmayın. Bu asla gerçekleşmeyecek bir 'ütopya'. Yıldırım Demirören'in Caner 'e çıkan kırmızı karta ve PFDK'nın verdiği cezaya ilişkin savunmasına denk gelmişsinizdir. Hemen hemen şöyle demişti, bakın Veysel Sarı itiraf etti, demek ki Fırat bu lafı duymuş, bunun için çıkarmış kırmızı kartı. Peki, Caner'e verilen 2 maç ceza? Şeytanın avukatlığını yapıp şöyle soralım; hani olmaz ya, dünya tersine döndü de Selçuk İnan'a hakemin biri böyle bir ceza verdi. PFDK da bir akıl tutulması yaşadı, o zaman yaşamaz ya, 2 maç ceza verdi. Şöyle bir gözünü kapat ve düşün. Yok düşünemiyorsun, ben de düşünemiyorum. Neyse, konuyu oraya değil buraya çekeyim. 

Tekniğe taktiğe gelelim. Fatih Terim'in abartıldığını düşünüyorum, çok fazla hem de. KDÇ Karabükspor maçı mesela. Ahmet İlhan Özek, G.Saray sağ kanadını 90 dakika boyunca felç etti. Ben TV'den izliyordum, Terim kenardan. Ben bu konuya bir şey yapmadım, öyle bir görevim yok. Fakat, Fatih Terim de yapmadı, öyle bir görevi olmasına rağmen. Basit bir konu. Karabükspor sadece 2 türlü atak geliştiriyordu. Ortadan LuaLua'nın topla birlikte yaptığı driplingler ve Ahmet İlhan'ın önündeki geniş alana yaptığı koşular. Halbuki, Eboue daha defansif oynamaya başlayıp, LuaLua'nın cirit attığı savunma ve orta saha arasındaki tavşan deliğine biri konumlandığı zaman Karabükspor tıkanmaya başlayacaktı. Bakın, gerçekten bu kadar basit. 50 bin tane maç izledik bugüne kadar. Hepsi kör dövüşü değildi. Her etki tepki yarattı ve biz de bunları gördük, inceledik, süzdük. Burada genelde etki de tepki de masabaşında oluyor ya her neyse...

Fenerbahçe normal şartlar altında bu maçı kazanır. Arena deplasmanını gözünüzde büyütmeyin. O stada truva yapmış biri olarak söylüyorum. G.Saray taraftarı 2 grubu çok fazla 'olumsuz' etkiliyor.  1 hakem kadrosunu, 2 kendi oyuncularını. Topu Fenerbahçe oynamaya başladığında, tribün rüzgarı tersine döner, yakılan mangallar söner. 

Ancak, hakem konusu tam olarak böyle değil. STSL'de Arena'ya deplasmana gelmiş bir takım, eğer son 15-20 dakika avantajlı bir skora sahipse, ki bu takım Karabük ve G.Antep'ti mesela, hakemler sıralı sarı kart oyunu oynuyor. Faul yapsın ya da yapmasın, düdük faul gerekçesiyle çalınıyor ve sarı kırmızılı olmayan oyuncuya kartlar rahatlıkla çıkarılıyor. G.Saray sağlı sollu duran top kullanmaya başlıyor. Bu cendereden bir takımın çıkması kolay değil. 

Mesela, bu maça Yunus Yıldırım da verilebilirdi, fakat verilmedi. Yunus Yıldırım sertliğe izin veren bir hakem. Ancak, raydan çıkması kolay olan Halis Özkahya verildi. Özkahya'nın sahada pimi çekilmiş bomba gibi dolaşması için 15 dakika yeterli. İlk hatalı kararından ve hatta Meireles, Mehmet Topal, Hasan Ali, Bekir gibi kritik pozisyonda oynayan bir oyuncuya çıkacak sarı kartı yeterli. Sonrasını hep birlikte göreceğiz. Bakın bu iş fal bakmak değil, her şey apaçık belli. Futbolcular gibi hakemlerin de bir karakteri vardır oyun içinde. Halis Özkahya kolay dağılabilecek bir hakem. Ancak, en azından Bülent Yıldırım değil, kabul ediyorum. 

Geçen sezon Süper Final'de Fenerbahçe buradan çıkarken ve Mehmet Topuz eğlenirken, Fenerbahçe Sow'u daha maçın başında kaybetti. Meireles, Mehmet Topal gibi soğukkanlı orta saha adamları yoktu. Kuyt gibi bu tip maçlarda ekstra oynayan bir adamı yoktu. Son 15 dakika girebilecek bir Krasic'i bile yoktu. Stoch, Bienvenü, Özer vardı. Galibiyet golünü bu adamlarla buldu Fenerbahçe. 

İlk cümleye geri dönelim ve karından konuşmak yerine tahmini yapalım. Ancak, şartlı bir tahmin olacak bu. Halis Özkahya sapıtırsa oyun Rus Ruleti'ne döner, mermi kimin kafasında patlarsa o kaybeder. Halis Özkahya sapıtmazsa Fenerbahçe buradan 'rahat' çıkar. Tıpkı 8 Eylül 1996'da olduğu gibi...



Zeki Rıza




14 Aralık 2012 Cuma

Derbi Öncesi #2 | Taktik Değil Mental Güç Kazananı Belirler!


Geçen sezonu baz alarak  “Galatasaray ezer “ demenin şu an için hata olduğunu belirtmemiz gereken bir maç. Geçen sezon olağanüstü bir sezondu. Hatta genel hatlarla söylemek gerekirse, geçmişin mazi olduğu, her maçın ayrı bir anlam, gelişme taşıdığı bir yüzyıllık hikayedir.  Türkiye’nin en büyük rekabeti.
2011’in karanlık, soğuk bir çarşamba akşamındaydı Galatasaray’ın aslında psikolojik yenilgiden bir an sıyrılıp rakibini ezmesi, üstüne liderlik koltuğunu alıp bir daha vermemesi. 1 yıldır ülke futbolunun zirvesinde olan iki takımın maçında o akşama göre roller tamamen ters. Kafası tamamen futbolda olan takipçi rolünde Fenerbahçe, üzerinde liderliği kaptırma kaygısı ile sahaya çıkan taraf ise Galatasaray bu kez. Bu maçın ardından lig için kesin konuşmak yine yersiz olacak zira önümüzde kocaman bir 18 hafta var, fakat rakibe net bir mesaj vermek açısından kritik bir maç.

Fatih Terim yıllardır bilinen bir teknik adam. Kontrollü oynamayı sevmez, daima önde basıp rakibi hataya zorlayıp sonuca gitmeyi hedefler. Fenerbahçe ise zıt karakterde bir ekip, özellikle deplasmanlarda. Kocaman’ın Galatasaray gibi yüksek profilli maçlarda, özellikle Avrupa maçlarında bu yapı ile başarılı olduğunu söylemek mümkün. Avrupa’da ki 5 deplasmanın dördünde kazanan Sarı-Lacivertliler, deplasmanda büyük oynamayı öğreniyor gibi görünüyor. Fenerbahçe’nin mevcut kadrosunda derbi atmosferinden etkilenecek çok oyuncu yok, yapı itibariyle bir tek sol kanadın panik yapabileceğini düşünüyorum. Sarı-Lacivertliler son yıllarda derbilerde hep daha soğukkanlı kalan ve bu sayede genellikle kazanan taraf oluyordu.

Teknik taktikten ziyade mental olarak daha iyi olan takım ayakta kalıp avantajı elde edecek bu maçta. Fenerbahçe’yi özellikle erken gol yemediği takdirde şanslı görüyorum. Bu tip maçlarda kilidi kıracak etkenler genelde duran/yan toplar ya da uzaktan şutlar olur, en azından Fenerbahçe açısından. Kuyt, Cristian, Meireles gibi silahlarla bu tip durumlarda son derece etkili bir Fenerbahçe bekliyorum. Galatasaray’da kilit isim Umut Bulut. 

Fenerbahçe’ye her zaman sıkıntı yaratan Umut önde basarak savunma yıpratan özellikleriyle Bekir-Yobo ikilisine fazlasıyla zor anlar yaşatabilir. Galatasaray için kilit nokta ön ikili haricinde de skor katkısı bulmak, geçen sezon bunu yaptıkları tüm derbilerde avantajı ellerinde tuttular. Bu anlamda orta alan oyuncularının üretkenlik bakımından bu sezon özellikle sınıfta kaldıklarını belirtmek gerek.

Galatasaray deplasmanında istediğini alıp dönmenin yolu sakin kalıp hızlı hücumlarla rakibi vurmak, ya da bireysellikle sonuca gitmek. Galatasaray deplasmanında oyun kontrolü genelde Galatasaray’da olur, dominant bir Fenerbahçe beklemek ütopik bir yaklaşım olur. Ama akıllı bir Fenerbahçe görmek mümkün ki Sarı-Lacivertliler bunu yapabileceklerini gösterdiler. Kontra-atak yapmanın ne olduğunu unutan Fenerbahçe’nin sakin kalarak ve bireysel yeteneklerini kullanarak en azından yenilmeden dönmesini bekliyorum. Galatasaray geçen seneden hala uzakta, kendi benliğini arıyor, Fenerbahçe ise çok eleştirilse de sonuç itibariyle “basarılı bir ilk yarı geçirdim” diyebilmenin 180 dakika uzağında!.. Galibiyet Sarı-Lacivertlilerin havasını değiştirir ve onlar bunun farkında..

Oğuzhan Oğuz

Hafta Sonu Futbol Ekranı

14 Aralık Cuma
20:00 Eskişehirspor - Bursaspor @Lig TV
21:30 Bayern Münih - B.Mönchengladbach @TRT Haber

15 Aralık Cumartesi
14:00 Adanaspor - Karşıyaka @TRT 1
14:45 N.United - Manchester City @Lig TV 3
16:00 Mersin İY - Akhisar  @Lig TV
16:30 Bayer Leverkusen - Hamburg @TRT Haber
17:00 Liverpool - Aston Villa @Lig TV 3
19:00 Gençlerbirliği - Beşiktaş @Lig TV
19:00 Elazığspor - Gaziantepspor @Lig TV 2
19:30 Schalke 04 - Freiburg @TRT Haber
23:00 Sevilla - Malaga @Ntv Spor 

16 Aralık Pazar
12:30 Corinthians - Chelsea @Ictimai TV
13:30 İstanbul BŞB - Trabzonspor @Lig TV
13:30 Karabükspor - Sivasspor @Lig TV 2
14:00 Göztepe - Adana Demir @TRT Spor
16:00 Chievo - Roma @TRT Spor
16:00 Orduspor - Antalyaspor @Lig TV
16:30 Hoffenheim - B. Dortmund @TRT Haber
17:30 Willem II - Ajax @S Haber
18:00 WBA - West Ham @Lig TV 3
18:30 W. Bremen - Nürnberg @TRT Haber
20:00 Real Madrid - Espanyol @Ntv Spor 
20:00 Galatasaray - Fenerbahçe @Lig TV
22:00 Barcelona - Atletico Madrid @Ntv Spor 

17 Aralık Pazartesi
20:00 Kayserispor - Kasımpaşa @Lig TV
20:00 Çaykur Rizespor - Bucaspor @TRT Spor
22:00 Reading - Arsenal @Lig TV 3
22:30 Celta Vigo - Real Betis @Ntv Spor 
tribundergi.com